Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yaşlı nüfusta yalnızlık ve sosyal izolasyonun nörobilişsel ve ruhsal sağlığı tehdit ettiğini belirtti.

Türkiye’de demografik yapı hızla değişirken, yalnız yaşayan yaşlı nüfustaki artış klinik ve sosyal riskleri de beraberinde getiriyor. TÜİK Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, tek başına yaşayan yaşlılarımızın yüzde 14.3’ünün aynı ilde ikamet eden çocuğu bulunmuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu tablonun sadece barınma veya lojistik bir sorun olmadığını, doğrudan nörobilişsel ve ruhsal sağlığı etkileyen klinik bir tablo olduğunu söyledi.

Fiziksel İzolasyon ile Duygusal Yalnızlık Farklı

Fiziksel olarak tek başına yaşamak ile duygusal ve sosyal süreçlerin farklı olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Fiziksel olarak tek başına yaşamak ile subjektif bir his olan yalnızlık veya objektif bir durum olan sosyal izolasyon birbirinden farklı kavramlardır. Tek başına yaşayan her yaşlı birey psikiyatrik açıdan mutlak risk grubunda değildir; eğer bireyin güçlü bir sosyal ağı, zihinsel uğraşları ve fiziksel aktivitesi varsa sağlığını koruyabilir. Ancak eş kayb, emeklilik ve hastalıkların birikimiyle sosyal çevrenin daralması, durumu sosyal izolasyona çevirdiğinde tıbbi bir kriz başlar" dedi.

Sosyal İzolasyon Demans Riskini Artırıyor

Sosyal etkileşim eksikliğinin beyin sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sosyal izolasyon, beyindeki nöral ağların yeterince uyarılmamasına neden olur. Güncel araştırmalar, kronik yalnızlık ve sosyal izolasyonun yaşlı bireylerde demans gelişme riskini yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koymuştur" diye konuştu.