Türk tiyatrosunun ve ekranların sevilen yüzü, canlandırdığı bilge ve çilekeş baba figürleriyle hafızalara kazınan usta oyuncu Turgay Tanülkü, Serdar Tuncer’in sunumuyla ekranlara gelen HâsılıKelâm programına konuk oldu. Sanat hayatından 35 yıllık örnek evliliğine, cezaevlerindeki tiyatro çalışmalarından 26 evlat ve 10 torunla kurduğu kocaman gönül ailesine kadar pek çok çarpıcı detayı samimiyetle paylaştı.


"Zehra’ya 'Çocuk Veremem' Dedim, O Hayat Arkadaşım Oldu"

19 yaşındayken çocuk sahibi olamayacağını öğrendiğini belirten Tanülkü, hayat arkadaşı Zehra Hanım ile yollarının kesiştiği dönemi şu sözlerle anlattı:


"Zehra dünyama geldiğinde daracık dünyamıza, ona söyledim: 'Birbirimizi sevdik ama ben sana çocuk veremem.' O da 'Dışarıda çok çocuk var' dedi. İşte o gün Zehra'nın benim eşim olacağını anladım."


35 yıldır birbirlerini hiç incitmediklerini belirten usta oyuncu, yaşadıkları maddi zorluklara, icralara ve evlerini boşaltmak zorunda kaldıkları zor günlere rağmen Zehra Hanım'ın hep yanında olduğunu, ev içinde hâlâ eşine seslenmeden duramadığını ifade etti.


26 Evlat, 10 Torun ve 101 Kişilik Dev Bir Aile

1981 yılında Devlet Tiyatrosu'nda kazandığı paranın yetmeye başlamasıyla çocuklara el uzatmaya başladıklarını belirten Tanülkü, zamanla bu yardımların bir aile yuvasına dönüştüğünü belirtti. Bugün 26 evlat ve 10 torun sahibi olduğunu söyleyen sanatçı, bu süreci şu sözlerle özetledi:


  • "Para değil, insan biriktirdik:" Çoğu insan yat, kat veya konfor peşinde koşarken kendilerinin çocukların mutluluğuyla zenginleştiğini vurgulayan Tanülkü,"Zehra der ki: 'Para biriktiremedik ama insan biriktirdik.'" diyerek bu yoldaki en büyük kazançlarının sevgi bağı olduğunu belirtti.


  • Sokaktan Üniversiteye Uzanan Eller: Tiner bağımlısıyken ellerinden tuttuğu sokak çocuklarının bugün avukat, doktor ve savcı olduğunu gururla dile getiren usta oyuncu, devletin ve öğretmenlerin desteğiyle bu pırıl pırıl gençleri topluma kazandırdıklarını ifade etti.


Dün Siyasi Hasımlık, Bugün Gönül Kardeşliği

70'li yılların çalkantılı dönemlerinde sağcı-solcu çatışmalarının içinde bulunduğunu, cezaevlerinde mahkumlarla tiyatro yaptığını ve yıllar sonra Fransa'da turne sırasında geçmişte aralarında husumet olan eski bir okul başkanıyla karşılaştıklarını anlatan Tanülkü, hiçbir şey konuşmadan sarıldıklarını ve o anın kendileri için bir barışma ve kucaklaşma vesilesi olduğunu belirtti."Bu ülkenin insanı hangi takımı, hangi görüşü tutarsa tutsun bizim insanımızdır" diyerek toplumsal barış ve sevgi vurgusu yaptı.


"Simidin Kokusu İnsan Kokusudur"

Geçmişte çektikleri yoklukları ve yalnızlıkları hiçbir zaman unutmadığını söyleyen Turgay Tanülkü, cezaevlerindeki mahkumlara simit götürdüğünü belirterek şu dikkat çekici tespiti yaptı:


"Simidin, kavrulmuş susamın kokusu bana insan kokusu gibi gelir. Çünkü biz çok yalnızlıklar çektik ama hep ayakta durduk. Ülkemin insanının ter kokusudur o, ona ihtiyaç duyarsın."


Hayatın Karşısında Şükretmek

Hayatı boyunca kimsenin malına el uzatmadığını, kazandığı her kurşun helal bir çarkın döndüğü inancıyla bereketlendiğini belirten Turgay Tanülkü, programın sonunda eşi Zehra Hanım ile birlikte geçirdiği huzurlu ve mütevazı hayatın en büyük servet olduğunu vurgulayarak izleyicilere duygusal anlar yaşattı.


Turgay Baba’nın Göz Yaşartan Hayat Hikayesi | Turgay Tanülkü - Serdar Tuncer | HâsılıKelâm YouTube Videosu