Hakkari Yaylalarında Hayvancılık Alarm Veriyor: Gençler Batı İllerine Göç Ediyor
Türkiye’nin doğusunda binlerce metre yükseklikte sürdürülen yayla hayatı, zorlu koşullarına rağmen bölgenin önemli geçim kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak artan yaşam ve üretim güçlükleri, hayvancılıkla uğraşan aileleri her geçen yıl daha fazla zorluyor. Hakkari’nin Durankaya beldesindeki yaylalarda yaşananlar da bu tablonun dikkat çekici örneklerinden biri.
World Türk Güneydoğu Anadolu Bölgesi Temsilcisi ve Şırnak Ajans Koordinatörü Halil Azizoğlu, bölgedeki saha çalışmaları kapsamında Durankaya’nın yüksek rakımlı yaylalarına çıkarak Koçerlerin yaşamına tanıklık etti. Zorlu bir yolculuğun ardından yaklaşık 3 bin rakımdaki yaylalara ulaşan Azizoğlu, hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarla bir araya geldi.

Yaklaşık 45 dakika süren yolculukla ulaşılan yaylalarda günlük yaşamın zorlukları, hayvancılığın geleceği ve bölgeden yaşanan göç ele alındı. Azizoğlu, süt sağımı yapan ve yörede “berivan” olarak bilinen kadınlarla da görüşerek yayla hayatını görüntüledi. Çoban Murat ile gerçekleştirilen röportajda ise üreticilerin beklentileri ve gençlerin kendi topraklarında kalabilmesi için atılması gereken adımlar konuşuldu.

Durankaya’da hayvancılık eski gücünü kaybediyor
Yaylalardaki yaşamlarını anlatan çoban Murat, yaz aylarında 5-6 ay boyunca yüksek rakımlı bölgelerde kaldıklarını, sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte köylere döndüklerini belirtti. Hayvancılığın yoğun emek, sabır ve fedakârlık gerektirdiğini söyleyen Murat, özellikle ulaşım ve çalışma şartlarının üreticiler açısından büyük güçlük oluşturduğunu ifade etti.
Bölgede hayvancılığın geçmiş yıllara kıyasla ciddi ölçüde gerilediğini savunan Murat, mevcut hayvan varlığının eski seviyesinin yaklaşık yüzde 20’sine kadar düştüğünü dile getirdi. Bu gerilemenin önüne geçilebilmesi için üreticilere verilen desteklerin artırılması ve yaylalardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Gençler geçim kaygısıyla batı illerine yöneliyor
Yaylalarda hayvancılığın geleceğini tehdit eden en önemli sorunlardan birinin genç nüfusun bölgeden ayrılması olduğunu belirten Murat, iş imkânlarının sınırlı olması ve ağır çalışma koşullarının gençleri başka şehirlere yönelttiğini söyledi.
Bölgedeki gençlerin önemli bölümünün batı illerinde ücretli işlerde çalışmayı tercih ettiğini anlatan Murat, kendi memleketlerinde kalmaları için hayvancılığın yeniden cazip bir geçim kaynağı hâline getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Murat, bu konuda desteklerin ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Buradaki hayatı sürdürmemiz biraz kolaylaştırılır, hayvancılığa gerekli destek sağlanırsa gençlerimiz yeniden bir araya gelerek kendi topraklarında üretmeye devam edebilir. Ancak gençlerimiz bölgeden ayrıldığı için hayvancılığı sürdürebilmek amacıyla başka yerlerden gelen çobanlarla çalışmak zorunda kalıyoruz.”

Çobanların aylık kazancı 100 bin liraya kadar çıkabiliyor
Röportajda çobanların kazançları da gündeme geldi. Murat, alınan ücretin sürünün büyüklüğüne ve üstlenilen sorumluluğa göre değiştiğini belirterek aylık kazançların 60 bin ila 100 bin lira arasında olabildiğini söyledi.
Yüksek ücretlerin tek başına bu mesleği gençler için cazip hâle getirmediğine işaret eden Murat, yayla hayatının ağır şartlarının ve sosyal imkânların kısıtlı olmasının önemli bir sorun olduğunu vurguladı. Hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını belirten Murat, bu mesleğin bölgenin kültürü ve gelenekleri açısından da yaşatılması gerektiğini dile getirdi.

“Atalarımızdan kalan değerlere sahip çıkmalıyız”
Halil Azizoğlu’nun gençlerin kendi memleketlerinde hayvancılığa yönelip yönelemeyeceklerine ilişkin sorusunu yanıtlayan Murat, toprağa ve yöresel değerlere sahip çıkmanın önemini anlattı.

Murat, “Herkesin kendi memleketine, kendi toprağına ve yöresine sahip çıkması çok güzel bir şey. Atalarımızdan kalan bu değerlere sahip çıkmalıyız. Ancak imkânlar çok zor olduğu için gençlerimiz daha rahat bir yaşam arayışıyla başka yerlere gitmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

Yaylalarda barış ve huzur beklentisi
Görüşmede bölgedeki güvenlik ortamı ve Terörsüz Türkiye süreci de konuşuldu. Dağlarda artık daha özgür hareket edebildiklerini ifade eden Murat, sürecin olumlu sonuçlanmasını temenni etti.
Bölgede barış ve huzurun önemine dikkat çeken Murat, “Artık dağlarımızda özgürce dolaşabiliyoruz. Bu süreçte mücadele eden herkese teşekkür ediyoruz. Umarım en güzel sonuçlara ulaşılır. Herkes için en hayırlısı neyse o olsun. Hepimiz barıştan ve güzel günleri görmekten yanayız” dedi.

Halil Azizoğlu: “Bu süreci amasız, fakatsız destekliyoruz”
Röportajın ardından değerlendirmelerde bulunan World Türk Güneydoğu Anadolu Bölgesi Temsilcisi ve Şırnak Ajans Koordinatörü Halil Azizoğlu, Durankaya yaylalarından Türkiye’ye barış ve huzur çağrısında bulundu.
Koçerlerin yaşam şartlarını yerinde gördüklerini belirten Azizoğlu, bölgedeki vatandaşların ekonomik sorunların yanı sıra geleceğe ilişkin beklentilerini de dinlediklerini ifade etti.
Azizoğlu, “Murat’ın dile getirdiği temennilere biz de katılıyoruz. Durankaya’nın en yüksek rakımlı tepelerinden tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Bu süreci amasız, fakatsız destekliyoruz. Tüm dünyaya barış ve huzur diliyoruz” diye konuştu.
“Yaşamın olduğu her yerde World Türk olacak”
Saha haberciliğinin önemine değinen Halil Azizoğlu, gazeteciliğin yalnızca şehir merkezlerinde yaşanan gelişmeleri aktarmakla sınırlı olmadığını, ulaşılması güç bölgelerde hayatını sürdüren insanların sorunlarını da kamuoyuna duyurmak gerektiğini söyledi.
Şırnak’tan Hakkari’ye, kent merkezlerinden yüksek rakımlı yaylalara kadar çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Azizoğlu, Koçerlerin yaşamını, beklentilerini ve karşılaştıkları sorunları gündeme taşımaya devam edeceklerini kaydetti.
Azizoğlu, “Dün Şırnak’ta, bugün Hakkari’deyiz. Ulaşılması zor yaylalarda yaşayan, emeğiyle geçinen insanların sesi olmaya devam edeceğiz. Yaşamın olduğu her yerde World Türk olacak” ifadelerini kullandı.
Hakkari’nin yüksek rakımlı yaylalarında sürdürülen bu yaşam, hayvancılığın yalnızca üretim meselesi olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Bölgedeki üreticiler, gençlerin göç etmek zorunda kalmadığı, emeğin karşılığını bulduğu ve yayla kültürünün gelecek kuşaklara aktarılabildiği bir gelecek bekliyor.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!