Çıplak gözle okunması neredeyse imkansız olan, pirinç tanesine yazılabilen toz zerreleri büyüklüğündeki Gubârî hattının incelikleri merak uyandırıyor.

Eskişehirli hattat Dr. Hüseyin Fidan, Arapça 'toz' anlamına gelen ve çıplak gözle okunması oldukça güç olan Gubârî hattı konusunda Türkiye'deki önde gelen isimler arasında yer alıyor. Osmanlı’nın son dönem zirve hattatlarından Sami Efendi’nin 'Çıldırmadan yazılamaz' şeklinde tanımladığı bu özel sanat, hazırlık ve yazım aşamasında büyük bir maharet gerektiriyor.

Hattat Dr. Hüseyin Fidan, bu hat sanatının Arapça kökenli toz zerreleri anlamı taşıyan Gubâr kelimesinden türediğini belirtti. Yazıların minik ve mikroskobik boyutlarda olması nedeniyle toz zerrelerine benzetildiğini ifade eden Fidan, Osmanlı hat sanatında buna 'Gurabi' dendiğini, ismin Sultan Ahmet Camii’nin kubbe yazılarını da kaleme alan Seyyid Kasım El Gubârî’den geldiğini söyledi. Fidan, meşhur hattatın bir pirinç tanesi üzerine kedinin kıllarını kullanarak İhlas-ı Şerif yazabildiğini aktardı.

Çıldırmadan yazılamaz denilen ince sanat

Bu yazı türünün hat sanatının ilk büyük temsilcilerinden Seyyid Kasım El Gubârî’den sonra zaman içinde geliştiğini anlatan Dr. Hüseyin Fidan, levha olarak asılan klasik yazılardan farklı olarak Gubârî tarzın kırma nesih şeklinde icra edilen çok ince yazılar olduğunu vurguladı. Geçmişte mikroskop veya gelişmiş büyüteçler olmadığı için hattatların görme seviyelerini ve ışık açısını ayarlayarak muhteşem eserler ortaya koyduğunu belirtti.

Gubârî yazı çalışmalarını sürdüren Fidan, geçmişte üstatların kağıt üzerinde küçük delikler açarak kömür tozu ile hatları aktardığını, günümüzde ise bu kadim geleneği yaşatmaya devam ettiğini ifade etti.