Dünya fındık üretiminin lideri olan Türkiye’de fındığın tarihsel ve genetik köklerine dair ezberleri bozacak çığır açıcı gelişmeler yaşanıyor.

 Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı bilimsel saha incelemeleri ve botanik kaynaklardaki tarihi veriler, fındığın ana vatanının ve gen merkezinin Kastamonu ve çevresi olduğunu güçlü kanıtlarla ortaya koyuyor.

Ağlı ilçesine bağlı Tunuslar köyü Fındıklı Mahallesi'ndeki Tostürbe Tepesi'nde yürütülen çalışmalarda, yaşları 500 yılı bulan ve gövde çapları 300 santimetreye ulaşan 36 anıtsal Türk fındığı ağacı kayıt altına alındı. Orman Ağaçları ve Tohumlama Islah Araştırma Müdürlüğü tarafından "Türk Fındığı Gen Koruma Ormanı" ilan edilen bu özel alan, fındığın Anadolu’daki kadim varlığını gözler önüne seriyor.

25-30 Metrelik Dev Ağaçlar: Sıradan Fındıktan Çok Farklı

Kamuoyunda bilinen fındık çalılarının aksine botanik literatüründe Corylus colurna (Türk fındığı / Kaya fındığı) olarak adlandırılan bu tür, 25-30 metre boya ulaşabilen, tek kök üzerinde devasa taç oluşturan ve 400-500 yıl yaşayabilen anıtsal bir ağaç türü.

İlk olarak 2011 yılında doğa fotoğrafçısı Cebrail Keleş tarafından gündeme taşınan, ardından Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi ve Düzce Üniversitesi iş birliğiyle incelemeye alınan bölgede, fındığın sadece biyolojik bir ürün değil, yüzyıllardır bu coğrafyanın ekosistemini ve ekonomisini besleyen köklü bir miras olduğu belgelendi.

16. Yüzyılda Anadolu’dan Viyana’ya Uzanan Değer

Botanik araştırmaları ve tarihi kayıtlar, Türk fındığının dünya tarihindeki yerini de gözler önüne seriyor. 16. yüzyılda Anadolu’dan Avusturya’ya götürülen bu tür, koyu renkli, dayanıklı ve son derece değerli ahşabı sayesinde Avrupa mobilyacılığında sarayların vazgeçilmezi haline geldi. 17. ve 19. yüzyıllar arasında Viyana’da porsuk ağacından sonra en çok aranan ikinci ahşap türü olan Türk fındığı, dayanıklılığı nedeniyle uluslararası koruma listesi IUCN’de de yer alıyor.

Dönemin Kastamonu Orman Bölge Müdürü Fahri Sönmezoğlu, Türkiye’de Türk fındığı açısından en zengin bölgenin Kastamonu olduğunu belirterek, tespit edilen 500 yıllık ağaçların restore edilerek koruma altına alınacağını ve yeni fidanların bu gen kaynağından yetiştirileceğini vurguladı.

Fındık Üretiminde Devrim: Tek Ağaçtan 300-400 Kilo Verim

Geleneksel fındık yetiştiriciliğinde bahçeler 550 rakıma kadar ve ocak şeklinde kurulurken, kazık kök yapısına sahip Türk fındığı 1400 rakıma kadar yetişebiliyor ve soğuğa (-30 °C) son derece direnç gösteriyor.

Düzce Üniversitesi tarafından sürdürülen zirai aşılama çalışmalarıyla, verimli yerli fındık türleri Türk fındığı anaçlarına aşılanıyor. Bu sayede, tek bir kökten 300 ila 400 kilogram fındık rekoltesi elde edilmesi hedefleniyor. Dünyada Ukrayna, İtalya, İspanya ve Gürcistan gibi ülkelerin de uyguladığı bu yöntemle, Türkiye’deki fındık üretiminin hem maliyetinin düşürülmesi hem de veriminin katlanarak artırılması planlanıyor.

Hem Yaban Hayatına Hem Yöre Ekonomisine Can Suyu

Kastamonu'da doğal olarak yetişen bu fındıklar, sadece ekosisteme ve yaban hayatına besin sağlamakla kalmıyor; yöre halkı için de önemli bir gelir kapısı oluşturuyor. Hatta Türkiye’nin önde gelen çikolata üreticilerinin ürünlerinde kullandığı özel aromalı fındıkların bu bölgeden tedarik edildiği belirtiliyor.

Kastamonu’nun Ağlı, İnebolu ve diğer ilçelerinde uygun alanlara dikilerek yaygınlaştırılacak olan Türk fındığı, gen koruma alanlarıyla birlikte Anadolu’nun bu topraklara sunduğu en büyük doğal miraslardan biri olarak geleceğe taşınıyor.