Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 yılı bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar lira ödenek ayrıldığını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı için 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördüklerini belirterek, yüzde 13,7 oranıyla en büyük payın eğitime ayrıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen ‘2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’ne katıldı. Yılmaz, 2027 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 25’inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 9’uncu, Türkiye Yüzyılının 4’üncü bütçesi olduğunu hatırlatarak, çeyrek asırlık bir sürede kesintisiz şekilde bütçe hazırlama imkanına sahip olmayı; siyasi istikrarın sembolü olarak ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027 yılı bütçesini; makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda tüm bakanlıklar, bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşların katkılarıyla bütçe teklifinin TBMM’ye sunulmaya hazır olduğunu dile getiren Yılmaz, bütçenin, zorlu bölgesel ve küresel şartlar karşısında, ekonominin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye’nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımları kalıcı sosyal refaha taşıyan bir ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesi olduğunu ifade etti.

Ulaştırma, enerji, eğitim, sağlık ve dijitalleşme alanlarında yapılan yatırımlarla son 24 yılda Türkiye’nin fiziki altyapısında büyük ilerlemeler sağladıklarını dile getiren Yılmaz, "2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin ihtiyaçları düşünülmüştür" dedi.

"Kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz"

Bütçenin; kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlandığını vurgulayan Yılmaz, "Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük oranda tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz. Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Savunma ve güvenlik kapasitemizi, ülkemizin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeyi sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.

"Küresel büyüme oranının 2026’da yüzde 3,1’e gerileyeceği beklenmektedir"

Dünya ekonomisinin, jeopolitik gerilimlerin arttığı, korumacı eğilimlerin güç kazandığı ve ekonomik güvenlik kaygılarının öne çıktığı bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Yılmaz, "Geçtiğimiz yıl Orta Vadeli Programın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişimler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur. Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal şartların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) açıkladığı son tahminlere göre, küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5’ten 2026’da yüzde 3,1’e gerileyeceği beklenmektedir. 2027 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3,4’e, küresel ticaret hacmi artışının ise yüzde 4,7’ye yükselerek bir miktar toparlanması beklenmektedir" açıklamasında bulundu.

"2027 yılında büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz"

Küresel ekonomideki gelişmelere karşı Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapı ve stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde sağlam duruşunu koruduğunu dile getiren Yılmaz, "Makro-ekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel şartlara rağmen Programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal şartların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile tamamlamasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz" diye konuştu.

Öte yandan Yılmaz, işgücü piyasasının dirençli yapısının korunduğunu ve 2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini beklediklerini söyleyerek, "2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, işgücüne katılım oranının yüzde 53,4’e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8 seviyesine gerileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz"

Cari açığın savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen yüzde 2,6 düzeyinde ve yönetilebilir seviyede olduğunu aktaran Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Genel finansal şartlardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız. Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz" dedi.

"Tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılı Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, "2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edeceğiz. Uzun bir aradan sonra Eylül ayında yüzde 30’un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz" şeklinde konuştu.